Markaları Geleceğe Karşı Bir Sorumluluğu Var Mı?

Markalar, tüketimi sağlanan ürünleri üretmek için doğadan faydalanıyor. Peki doğa tüm bu üretimi karşılayacak kaynaklara sahip mi? Markalar, günümüzde hem kendilerini hem de tüketicilerini geleceğe taşımak için yeni bir söylem üzerinde yoğunlaşıyor. Son yıllarda eskiden çok da bilmediğimiz veya bilsek de önemini anlamadığımız bir kavram hayatımıza girdi; sürdürülebilirlik…

Dünyanın dört bir yanından, farklı sektörlerden birçok marka artık üretim veya hizmet sürecinde bu kavramı dikkate alıyor. Çünkü artık tüketim seviyemiz doğal sınırları aşıyor. Kolay ulaşılabilen ürünler, çeşitlilik, modern hayatın hızlı yaşamı ve karşımızda olan sahte bolluk bizi sürekli tüketmeye sevk ediyor. Buna alışan insanlar şimdi yeni bir sisteme alışmaya, doğaya verdiği zararı minimuma indirmeye çalışıyor.

Dünya Limit Aşım Günü!

Küresel Ayak İzi Ağı (Global Footprint Network), 1970’den beri dünyamızdaki sürdürülebilir kaynakları ve bunların tüketimini hesaplıyor. Bunun sonucunda ortaya o yıl içerisinde tüketebileceğimiz miktar çıkıyor. Bu kaynakların tükendiği güne ise “Limit Aşım Günü” deniyor. Her yıl düzenli olarak geri giden Limit Aşım Günü, geçtiğimiz yıl tüm dünya için 29 Temmuz olarak belirlendi. Fakat bu yıl, 50 senedir görülmeyen bir şekilde kaynaklarımızı daha iyi koruduk ve bu tarihi 22 Ağustos’a öteledik. Bu hem güzel hem de kötü bir haber. Çünkü bunu bilerek yapmadık. Doğaya olan müdahalelerimiz sonucu yaşanan pandemi bizi evde kalmaya, daha az zarar vermeye, ürettiklerimizi tüketmeye zorladı. Peki bunu kendi istediğimizle yapamaz mıyız?

Limitimizi Nasıl Koruruz?

Doğal kaynakları korumak için akla ilk olarak aşırı tüketmemek geliyor. Fakat bunun yanında sürdürülebilirliği sağlamak da önemli.

Bir tarlanız olduğunu düşünün, yalnızca 1 kere ekebiliyorsunuz. Bunun ne size, ne insanlara ne de doğaya faydası olurdu. Şu andaki üretim ve tüketim şeklimiz de aslında bizim sınırlı sayıda üreten tarlamız gibi. Bu nedenle insanlar alışkanlıklarını değiştirirken markalar da hizmetlerini dönüştürüyor.

Peki siz neler yapabilirsiniz?

Sizin de çok iyi bildiğiniz gibi ağaçlar hem ekolojik sistemin devamlılığı için hem de havayı temizlemek için çok kıymetli doğal kaynaklardan biri. Günlük hayatta ve özellikle ofislerimizde fark etmeden gereğinden fazla kağıt kullanarak ağaçların yok olmasına istemsizce katkıda bulunuyoruz. Bunun önüne geçebilmek için öncelikle veri depolama seçeneklerinizi yeniden gözden geçirebilirsiniz. Tüm belgeleri kağıt üzerine çıktı alarak saklamak yerine bulut sistemlerinden birinde dijital olarak depolamayı deneyebilirsiniz. Ofisinizde kullandığınız bilgisayar, iş makinesi, buzdolabı ve aydınlatma ünitelerini enerji kullanım seviyelerine göre değerlendirip, uzun vadede hem tasarruf etmenizi sağlayacak hem de çevreye duyarlı olan A++ enerji tüketimli modeller ile değiştirebilirsiniz. Kullanmadığınız elektroniklerin fişlerini çekerek, bilgisayarları uyku modunda değil tamamen kapatarak bırakabilir, gerçekten bitmediği sürece şarja takmaktan kaçınabilirsiniz. Temizlik ve hijyen özellikle onlarca, belki yüzlerce insanın ortak olarak kullandığı alanlarda her şeyden önemlidir. Ancak kullandığınız temizlik malzemelerini işiniz bittikten sonra şehir şebeke suyuna, oradan da denizlere karıştırdığınızı unutmayın. Çevreye duyarlı temizlik malzemeleri üreten şirketlerden yapacağınız toplu malzeme alımları ile hem bu işin ekstra maliyetinden kurtulmuş hem de çevreyi korumuş olursunuz. Geri dönüşüm denince hepimizin aklına yine kağıt geliyor ancak geri dönüştürülebilir materyaller sadece kağıtla sınırlı değil. Ofisinizde bulunan ve artık kullanılmayan bir bilgisayar bile geri dönüştürülebilir! Bu nedenle ofisinizde kullanılan pil – plastik – kağıt ve organik çöpleri ayrı çöp kovalarında toplayıp geri dönüşüme katkıda bulunmak da kurumsal sürdürülebilirlik adına atacağınız önemli adımlardan biridir. Eğer doğal ışık alan, geniş pencereli bir ofisiniz varsa çok şanslısınız! Çünkü bu, ofisiniz bitki yetiştirmeye elverişli demektir. Eğer mümkünse çalışanlarınızın hepsinin masasına küçük birer bitki koyarak onlara hem tatlı bir sürpriz yapabilir hem de içerideki bitki yoğunluğunu artırabilirsiniz. Ofisinizde neredeyse herkesin günde birkaç tanesini kullanıp attığı karton veya plastik tek kullanımlık bardaklar, pipetler, çatal-kaşık ve tabaklar yerine, yeniden kullanılabilen malzemelere geçmek de ofisinizde sürdürülebilirlik adına önemli bir adımdır. Herkesin kendine ait bir bardağının olması çalışanların ofisle kurdukları duygusal bağı güçlendirmeye yardımcı olurken, yeniden kullanılabilir olmaları çevreyi korumaya yardımcı olacak.